Oasis of Calm: Hotel Hana Offers Serenity and Style

Hotel Hana may appear unassuming from the outside, but once you step inside, you’ll be captivated by its artful blend of exuberance and restraint. Located on the bustling Rue du Quatre-Septembre, this hidden gem has become a source of curiosity for locals. As you enter through the wrought iron doors, you’ll be greeted by a minimalist check-in desk, adorned with a slim and elegant flower arrangement. The smooth check-in experience matches the luxurious banquette seating of the nearby bar, adorned with floral jacquard silks and pink velvets.

Inspired by a combination of influences, including a vision of Dries Van Noten visiting 1950s Japan, Hotel Hana offers a unique and eclectic atmosphere. From Wong Kar-wai film stills to the elegant Belle Époque stylings of the metro station, every corner exudes a cinematic charm. The seventh floor, in particular, boasts rooms with breathtaking views of the city, extending all the way to the iconic Sacré-Coeur.

While the rooms on the seventh floor offer grandeur, Hotel Hana masterfully combines it with the spirit of minimalism found in traditional Japanese ryokans. Each of its 26 bedrooms features ivory-colored straw walls, offset by the sleek slats of natural iroko wood. French influences are also present, with plush velvet headboards, custom-designed Pierre Frey rugs, and luxurious Diptyque toiletries in the bathrooms. The rainfall showers, boasting excellent water pressure, provide a refreshing experience.

As you settle into the crisp white linens of the bed, indulging in the wasabi peas provided, it becomes challenging to leave the tranquil oasis of Hotel Hana. The combination of serenity and style creates an unparalleled experience for guests, making it an ideal choice for those seeking a unique and luxurious stay in the heart of the city.

Hotel Hana, dışarıdan sıradan görünebilir, ancak içeri adım attığınızda, coşku ve kısıtlamanın sanatsal bir karışımıyla büyüleneceksiniz. Canlı Rue du Quatre-Septembre üzerinde bulunan bu gizli cevher, yerli halkın merak konusu haline gelmiştir. Demir kapıdan içeri girdiğinizde, zarif çiçek düzenlemeleriyle süslenen minimalist bir check-in masasıyla karşılanacaksınız. Lüks barın yakınındaki oturma bankları da çiçekli jakarlı ipekler ve pembe kadifelerle süslenmiştir.

Dries Van Noten’in 1950’lerdeki Japonya’yı ziyaret ederken aldığı bir vizyon da dâhil olmak üzere çeşitli etkilerden ilham alan Hotel Hana, eşsiz ve eklektik bir atmosfer sunar. Wong Kar-wai filmlerinin hâlâ resimlerinden, metro istasyonunun zarif Belle Époque tarzlarına, her köşe sinematik bir cazibe yaymaktadır. Özellikle yedinci kat, şehrin ikonik Sacré-Coeur’a kadar uzanan muhteşem manzaralara sahip odalarıyla göz kamaştırır.

Yedinci katta bulunan odalar büyüklük açısından gösterişlidir, ancak Hotel Hana bunu geleneksel Japon ryokanlarında bulunan minimalizm ruhuyla ustaca birleştirir. 26 yatak odasının her biri, pürüzsüz iroko ahşap şeritlerle dengeleyen beyaz renkli saman duvarlara sahiptir. Fransız etkileri de mevcuttur; kadife başlıklı lüks yatak başlıkları, özel tasarım Pierre Frey halıları ve lüks Diptyque banyo malzemeleri. Yüksek su basıncına sahip yağmur duşları, ferahlatıcı bir deneyim sunar.

Beyaz çarşaflı yatağın tazelenen yatağınıza yerleşirken, sağlanan wasabi bezelyelerinin keyfini çıkarırken, Hotel Hana’nın huzurlu vahasından ayrılmak zorlaşır. Huzur ve tarzın birleşimi, konuklar için eşsiz bir deneyim yaratır ve şehir merkezinde benzersiz ve lüks bir konaklama arayanlar için ideal bir seçenek haline getirir.